yanına getirmek

yanına getirmek

къырищэлIэн

Турецко-адыгский словарь. - Майкоп, Адыгейское книжное издательство.. . 1991.

Игры ⚽ Поможем написать курсовую

Смотреть что такое "yanına getirmek" в других словарях:

  • ayağına getirmek — sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CELB-İ SURET — Uzakta olan bir şeyin sûretini resmini yanına getirmek.(... Hz. Süleyman (A.S.) taht ı Belkıs ı yanına celbetmek için vezirlerinden bir âlim i ilm i celb dedi: Gözünü açıp kapayıncaya kadar sizin yanınızda o tahtı hazır ederim. olan hâdise i… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • katmak — i, e, ar 1) Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak, ilave etmek Sirkeye su katmak. 2) Bir araya getirmek Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bırakmak — i 1) Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak 2) nsz Koymak Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. T. Buğra 3) Bir işi başka bir zamana ertelemek Gezmeyi haftaya bıraktık. 4) Unutmak Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım? 5) Bulunduğu yeri veya durumu… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıkarmak — den 1) Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı. Ö. Seyfettin 2) i Sonunu getirmek Bu para ile ayı çıkarırız. 3) i Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek 4) i Bulmak, ortaya koymak… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gaz — 1. is., Fr. gaze Tül 2. is., Fr. gaz 1) Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde 2) Gaz yağı, petrol Aklıma geldi,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iki — is. 1) Birden sonra gelen sayının adı 2) Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı 3) sf. Birden bir artık Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner Birleşik Sözler iki anlamlı iki ayaklı iki başlı iki bir ikibuçukluk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belli etmek — 1) açıklamak, iyice görünür ve anlaşılır bir duruma getirmek Durumdan hoşlanmadığı belliydi ve bunu belli etmek istediği de belliydi. T. Buğra 2) mec. sezdirmek, hissettirmek Ev sahibinin yanına gidileceğini tavrıyla belli ediyordu. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gönlünü çelmek — 1) kandırmak, yola getirmek, aşkını kazanmak Nice beyler, paşalar onun peşinde yıllarca dolaşmışlar, onun gönlünü çelmek için her türlü çareye başvurmuşlardı. Y. K. Karaosmanoğlu 2) kendi yanına çekmek, sempatisini kazanmak İlk tanıştığımız… …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»